Kategoriler
Collaborations

Ahde Vefa

Bu yazımda, yakın zamanda sonsuzluğa uğurladığım arkadaşım Şener Ünal’dan ve onunla birlikte geliştirdiğim, çağımızın güzellik, estetik, sevgi ve arzu kavramlarını, yeni teknolojilerle ifade edeceğimiz ‘Synthetic Women’ adlı sanat filmi projemden bahsedeceğim.

Yalnızca bana değil, bir çok kişiye ‘mentor’ olmuş bu değerli insan sayesinde oluşan ‘Sentetik Kadınlar’, onun zamansız yolculuğu sebebiyle zihnimde dondu. Hayatımdan bir anda yok olan arkadaşımın yokluğuna alışmaya çalışırken, ondan aldığım ilhama hayat vermek için motive olmak istedim. Motivasyonun bir parçası bu yazım.

Onun benim için neden çok değerli olduğuna bir alıntıyla başlamak isterim.

“Özel yaşamlarımızda, sevgi ölçüsünde bereketli başka bir duygu yoktur. Kişinin sevgisinden pek çok şey doğar; arzu, düşünce, istem, eylem. Bununla birlikte, bir tohumdan çıkan ürünler gibi, sevgiden doğan bu şeylerin hepsi sevgi değillerdir ama onun varlığını ön görürler. Elbette sevdiğimiz şeyi şu ya da bu şekilde isteriz; öte yandan sevmediğimiz pek çok şeyi, bizi duygusal bakımdan hiç ilgilendirmeyen şeyleri de isteriz. İyi bir şarabı arzulamak onu sevmek anlamına gelmez. Bir şeyi arzu etmek, kuşkusuz o şeye sahip olmaya doğru ilerlemek demektir. Bu nedenle arzu, doyurulur doyurulmaz söner, doyumla birlikte sona erer. Oysa sevgi sonsuza dek doyumsuz kalır.

Arzunun edilgen bir özelliği vardır; bir şeyi arzu ettiğimde, aslında arzu ettiğim şey o nesnenin bana gelmesidir. Yerçekiminin merkezi olarak ben, her şeyin benim önüme düşmesini beklerim. Sevgi arzunun tam tersidir, çünkü baştan sona etkinliktir. Sevgide, nesnenin bana gelmesi yerine, ben nesneye giderim ve onun bir parçası olurum. Belki de doğanın insana, kendisinin dışına çıkıp başka bir nesneye yönelme olanağı tanıdığı en yüce etkinliktir sevgi. O bana doğru gelmez, ben ona doğru çekilirim. Sevgi, nesnesi için ne yapar? Yakında ya da uzakta olsun, eş ya da çocuk olsun, sanat ya da bilim olsun, vatan ya da Tanrı olsun, kendisini sevgilinin yararına ortaya koyar. Arzu, arzulamanın tadını çıkarır; ondan doyum sağlar, ama ona hiçbir şey vermez, hiçbir şey katmaz; verecek hiçbir şeyi yoktur.”

Sevgi Üstüne – Jose Ortega y GASSET

O beni sevdiği için çok değerliydi. Dünyanın neresine gidersek gidelim, kafamız aynı yerden çıkamayabilir, o benle çok uzak kafa tatillerine gelebiliyordu. 63 yaşında olmasına rağmen tanıdığım en genç, hayatı en çok seven insandı. Her sabah ‘acaba bugün dünyada ne olacak’ diye merakla uyandığını söylerdi. Sanatta taklitçilikten nefret eder, sanatçı kabul edilmişlerin kimlerden kopyalar çektiğini hiç üşenmeden açardı ekranından gösterirdi sinirlenerek.

Daha ikinci görüşmemizde kendimden gayet emin söylemiştim ona ‘benim menajerim ol, patronum, arkadaşım, mentorum, birşeyim ol!’ Tanıştığımızda beni adım ve soyadımla kaydetmiş, beni araştırmış. Hakkımda hiçbir şey bulamamış ve ünlü olmaya çalışan, onun PR dehası yönüyle ilgili olduğumu sanmıştı. Gerçeği fark edince bana mesaj atti: Sevdim seni Sevincy.

Tüm sektörlerde kadınların işi zor. Yaratıcılık alanında daha zor. Kadın sanatçı sayısının erkeklere oranla çok daha az olmasının nedenlerini; arzulandığım, yok sayılan üretimlerim, bastırılmaya çalışılan bireysel varlığım ve bunun sınırlarının çiğnenmeye kalkışılmasından doğan ölçüsüz öfkemle birlikte çok iyi anladım. O da beni anlamıştı.

“Niçin kadınlar, erkeklerin cinsel arzularına karşı öfke de duysalar onlara çekici olmaya çalışırlar? Bunda politik bir strateji vardır. Kadınlar çekici olmaktan hoşlanır çünkü bu onlara iktidar hissi verir; ne kadar çekicilerse erkekler üzerinde o kadar güçlü olur. Ve kim güçlü olmak istemez ki? Tüm hayatları boyunca insanlar güç için mücadele ediyor.

Niçin parayı arzuluyorsun? O güç verir. Niçin ülkenin başbakanı yahut cumhurbaşkanı olmak istiyorsun? O güç verir. Niçin saygınlık, prestij istiyorsun? O güç verir. Niçin biraz aziz olmak istiyorsun? O güç verir. İnsanlar farklı şekillerde güç arayışı içindedir. Kadınlara başka bir güçlü olma kaynağı bırakmadın, sadece tek bir çıkış var: Bedenleri. Bu nedenle onlar sürekli olarak daha çok ve daha çok çekici olmakla ilgileniyorlar.

Bunu hiç gözlemledin mi? Modern kadın çok da fazla çekici olmakla ilgilenmez. Niçin? Çünkü o diğer türden güç politikalarına girmektedir. Onun pek de çekici görünmek için endişelenmeye ihtiyacı yok.

Erkek hiçbir zaman çekici olmayı fazla umursamamıştır. Niçin? Bu tamamen kadına bırakılmıştır. Kadın için bu birazcık güç elde etmek için yegane kaynaktı. Ve erkekler için o kadar çok başka kaynak vardı ki çekici görünmek biraz kadınsı, dişil gelmiştir. Bu kadınlara göre bir şeydir. Bir annenin oğlunu akıllandırabilmesi için yirmi beş yıl çabaladığı ama bir kadının gelip birkaç dakika içerisinde onu bir aptala çevirdiği söylenir. Bu yüzden anneler asla gelinlerini affetmezler. Asla!

Azizler yüzünden kadınlar kötülenmiştir; onlar kadınlardan korktular. Kadın bastırılmak zorundadır. Ve kadınlar bastırılmış olduğu için, hayattaki tüm rekabet etme kaynakları, hayata akışları ellerinden alınmıştır. O zaman tek bir şey kalır: Bedenleri.

Ve, ‘…fakat kadınlar niçin erkeklerin cinsel arzularına karşı öfke de duysalar onlara çekici olmaya çalışırlar? Aynı nedenden. Kadın sadece senin önündeki bir havuç gibi asılı durduğu sürece -asla kendini sunmadan ve her zaman kendini sunarak, çok yakın ve çok uzak olarak- güçlü kalır. Sadece o zaman güçlüdür. Şayet hemen dizlerine kapanırsan, o zaman güç kaybolur. Bir kez onu kullandığında, bir kez onu sömürdüğünde işi bitmiştir, artık senin üzerinde bir iktidarı yoktur. O yüzden o seni cezbeder ve senden uzakta durur. Seni cezbeder, seni kışkırtır, seni baştan çıkarır ve ona yaklaştığında basitçe hayır der! Şimdi bu basit bir mantık. Eğer evet derse onu bir mekanizmaya indirgersin; onu kullanırsın. Ve hiç kimse kullanılmak istemez.

Bu aynı güç oyununun diğer yüzüdür. Güç diğerini kullanabilme kapasitesi demektir ve birisi seni kullandığında senin gücün gitmiş demektir, sen güçsüzleştirilmişsindir. Bu yüzden hiç bir kadın kullanılmak istemez. Ve sen bunu asırlardır yapmaktasın. Aşk çirkin bir şey halini almıştır. O en yüksek onur olmalıdır ama değildir çünkü erkek kadını kullanmıştır ve kadın buna öfkelidir, buna direnir doğal olarak. O bir nesneye indirgenmek istemez. Bu yüzden onlar başka her şeyle ilgilidirler, sana son derece çekici olurlar ve sonra seni reddederler. Gücün tadı buradadır. Seni çeker -ve sen neredeyse iple çekiliyormuş gibi çekilirsin- ve sonra da sana hayır diyerek seni mutlak güçsüzlüğe düşürür. Ve sen ise bir köpek gibi kuyruğunu sallıyorsun; o zaman kadın keyif alır. Bu çirkin bir durumdur. Bu böyle olmamalıdır. Bu çirkin bir durumdur çünkü aşk bir güç oyununa indirgenmiştir. Bu değişmek zorundadır. Aşkın güçle hiç alakasının olmadığı yeni bir dünya yaratmak zorundayız. En azından aşkı güç politikalarının dışına çıkart; parayı, politikayı orda bırak: Her şeyi orada bırak ama aşkı oradan çıkar. Aşk muazzam değere sahip bir şey; onu pazar yerine ait bir şey yapma. Ancak bu olmuştur.”

Ego – Ganj OSHO

ahde vefa - mentor

Şener Beyle bunların analizini yapmaya gerek bile kalmıyordu, biz sadece gülüyorduk. Tek amacımız gülmekti. O da yıllarını moda çekimlerinde geçirmiş, hayatın nabzını tutan meslek olan reklamcılıkta bir duayendi. Çok çalışırdı, bu yüzden kalan vakti çok değerliydi ve bu zamanı öyle abuk subuk sohbetlere değil, gerçekten düşünce sınırlarını aşmak ve gülmek için kullanırdı. Kafasını tatile çıkarmanın risk değil, ihtiyaç olduğunu biliyordu. Bunun farkında olan insan zaten sanatı korur ve destekler. O buralarda pek bulunamayan cinstendi. Çok besleniyordum ondan. Amerika’da organ nakli ile ilgili bir maceramı fikirlerimle harmanlayıp bir yazı yazmıştım. Onu kurum bünyesinde yayınlamak istemişti, ne istediğimi sormuştu; ‘sağlık’ demiştim… ‘O zaten bizim işimiz, kendi işine maddi değer vermiyor musun, nedir bu yazının değeri? Bana emaille teklifini yolla.’ O email hiç hazırlanmadı, isteyemedim ondan bir şey. Birlikte yarattığımız şeyden mutlu oluyordum. Sentetik Kadınlar onun gözlerinden doğdu. ‘Ben hepinizden iyi görüyorum, HD görüyorum.’ diyerek beni tam merakımdan vurdu.

Acıbadem Grubunun başından beri kurumsal itibarıni yapılandıran Şener Bey, tıp dünyasının en yeni teknolojilerine hakimdi. Gözlerine uygulanan bir işlemle görme kalitesini yükseltmişti. Hiperaktif kişiliğinden kalbi normalden hızlı atıyordu ve telefonundan onu normale alabiliyordu. Güzellik sağlıklı olmakla başlar. İç organları farklı bedenlerde çıplak gözle görme imkanım olduğundan, güzelliğin temeli bence ilk bu. Sentetik Kadını önce içten düzeltecektik. ‘Biz sanatçının değerini sağlığında biliriz’ demişti, çok duygulanmıştım. ‘Sentetik Kadınlar’ temsili olarak benim de bedenim üzerinde çalışacak olmak çok heyecanlı bir serüven olacaktı.

Yapay insan, artık ‘robot’ yerine ‘sentetik insan’ olarak adlandırılıyor ve çağımızın en önemli gelişmelerinden. Bizler de robotlaşma yolundayız. Gelişmemiş ve gelişmiş ülkelerin insanlarını referans alırsak eğer, gelişmemiş toplumlarda insanların iç içe, gruplar halinde yaşamak, birbirleriyle etkileşimleri olaylar ve yine kendileri üzerine olup; gelişmiş ülke insanının bağımsız hatta duygusuzluğa varan özellikleri; akıllı cihazların her geçen gün hayatımıza daha fazla nüfuz etmesi ve yakın gelecekte avatarlarımızı yaratmak zorunda kalacağımız bir geçiş söz konusu. Sosyal medyada paylaşmak üzere, tüm insani kusurları yok eden -cilt lekeleri gibi- uygulamalar, tek tip güzelliğin hedeflendiği -çekik ve dövmeli kaşlar, pufidik dudaklar, inceltme- kusursuzlaşma çalışmaları zaten dijital ortamlarımızda bir yaptırımmış gibi kullanılmıyor mu?

Amerika’da insanların takdir ettiği kişi, mekan, nesne veya kültür paylaşma ihtiyacından doğan sosyal medya, kişilerin kendini ifade etme, teşhir etmesiyle pazarlama dünyasının en önemli medyumu oldu. Muazzam bir etkileşim mecrası olarak, kitlelere anında yayılan bilginin yanında toplumu ‘aynı’ laştırma yani popüler kültür güç kazandı. Popüler kültürün güç kazanmasıyla en güçlü markalar her saniye bir tehdit altında. Kriz yönetimi ve tam tersi olan fırsat avcılığı maddi dünyanın kırılma noktaları. Ve bu gelişim her saniye hız kazanmakta. ‘Sentetik Kadınlar’ vasıtasıyla güzellik kavramlarına getireceğimiz yorum geleceğe ait. Yeni tıp teknolojileriyle üretilecek video ve fotoğraflar, görülmemiş bir filtre ile, sanatın estetiğiyle üretilecek.

Bir hikaye çerçevesinde işlenecek bu sanat filmi, 2020 yılında Shanghai’da gerçekleştireceğim sergimin hazırlık ve sunum sürecini anlatacak. Bu yapıttaki bir diğer sanatsal ifade ise başta alıntı ile yer verdiğim görsellikle arzu objesi ve içerikle sevgi nesnesi olarak birbiriyle yarışan iki anlamsal boyuttur. Amacımız içeriğin görselliği yenmesi.

“Güzel olmak iyidir. Güzel gibi görünmek çirkindir. Çekici olmak iyidir fakat çekici olmayı becermek çirkindir. Bunu becermek fırsatçılıktır. Ve insanlar doğal olarak güzeldir. Hiçbir makyaja gerek yoktur. Güzellik basitliktedir, masumiyettedir, doğal olmaktadır, kendiliğindenliktedir. Ve sen güzel olduğunda bu güzelliği güç politikası olarak kullanmazsın. Bu ona küfretmektir, bu kutsal bir şeye saygısızlık etmektir. Güzellik Tanrı’nın bir armağanıdır. Paylaş ama onu hiçbir şekilde hükmetmek ve başkalarına sahip olmak için kullanma. Ve senin aşkın bir ibadet haline gelecektir ve senin güzelliğin Tanrı’ya adanmış olacaktır.”

Ego – Ganj OSHO

ahde vefa - mentor

Ameliyat görüntülemeyi işlerini çok beğendiğim Tamer Yılmaz’a teklif etmiştim. ‘Kalbim kaldırmaz’ demişti… Yakın zamanda karşılaştık. Meğer Şener Bey çok eski arkadaşıymış… İkimizin projesi olduğunu paylaşınca dahil olmak istediğini söyledi, kalbi kaldıracaktı, hayattayız sonuçta…

Şener Beyin ofisi, İstanbul’da yaşadığım yere yakındı. Gecelere kadar çalıştığını biliyordum. Bir aydır görmemiştim, telefonda uzun uzun konuşuyorduk. Gidişinden bir hafta önce mesaj atmıştım ‘Hadi buluşalım!’ Projemiz için yol almıştım. Ondan habersiz estetik ameliyatlarına girdim, fotoğraflar videolar çektim.

Paylaşmak için sabırsızlanıyordum. İki saat sonra buluşmuştuk. ‘Mesaj atmasaydın gece yarısına kadar çalışacaktım’ demişti. Onun arkadaşlığında benim için çok değerli bir elmas vardı, sanatçılarda ya da akli seviyede yüksek bir uyumla görmenin mümkün olduğu bir elmas. Hayatına entegre edilebilecek müthiş bir psikolojik tedavi aynı zamanda. Freud’un serbest çağrışımını andırıyor: Zihnine ne gelirse paylaşabileceğin bir iletişim şekli. Asla yargılamayacak, kötü bir şey yapsan da ‘çoooook iyi yapmışsın’ diyerek gülecek Şener Bey gibi… Ben zaten kötü bir şey yaptığımın farkındayım, dürüstçe paylaşıyorum, o dalga geçerek içimdeki yarayı temizliyor, pozitif bir motivasyonla tekrar etme olasılığını azaltıyor veya yok ediyor. Aynısını ben de yaparım ancak yanlış anlaşılırım. İletişimde insanın en doğal halinin açığa çıkmasına müsaade etmek gibi. Toplumun koyduğu normlardan dolayı zihnine gömdüğün, orda büyüdükçe hasta eden düşüncenin çıkışına müsaade edecek bir anlayış seviyesi. Koşulsuz anlayış, işte insanın en güzeli… Organik yaşamın tadı, gerçek sevgi… Çok az var etti kendisini bu güzel insan hayatımda.

O aksam o kadar keyif almistik ki ayrılırken sımsıkı sarıldık, sanki biliyorduk veda sarılmasiydi o. Ödev de vermişti bana: ‘Sevincy, senin cihazın Da Vinci! Git Maslak Acıbadem’e o robotu gör, internetten araştır her şeyini öğren.’ Gittim oraya cumartesi, tam onun gidiş gününde… Oradayken aramak istedim aslında, bir an zahmet verebileceğimi düşündüm vazgeçtim. Keşke arasaydım. Bir sonraki gün öğrendim, kalp krizine yenik düşmüştü arkadaşım.

ahde vefa - mentor

Bu küçük taş ondan bana kalan hediye… Adı Mentor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir